Yeni bir dünya kurulacak, İslam bu dünyada başrol olacak... - YeniHavadisYeniHavadis

27 Ekim 2020 - 17:41

Yeni bir dünya kurulacak, İslam bu dünyada başrol olacak…

Yeni bir dünya kurulacak, İslam bu dünyada başrol olacak…
Son Güncelleme :

05 Nisan 2020 - 12:49

65 views

Tarihte daha önce nadir görülen salgın hastalıklardan birisi yaşanıyor şu anda.

İnsanlara virüs bulaşmasından ziyade , korkusu bile yeterince tedirgin olmalalarına yetiyor.

Tarihe bir göz attığımızda, büyük salgınlardan, afetlerden v.b. felaketlere göğüs geren en dirençli, en dirayetli topluluktur Müslümanlar.

Müslüman her zaman umut ve korku içerisinde yaşayan bir topluluktur. Bir yanda Cehennem korkusu, bir yanda Cennet umudu.

İşte bu yüzden Müslümanlar her şerde bir hayır, her hayırda bir şer olabileceğini idrak eder ve yaşam standartlarını da buna göre ayarlar.

VİRÜSTEN ÖNCE CEHENNEM

Virüs meydana çıkmadan önce insanlar cehennemi zaten yaşamaya başlamışlardı. İnsanlar duygularını kaybetmiş , örf , adet kalmamış ruhlar kararmış, gözler körleşmiş daha doğrusu yaşanılan çarpık düzene alışılmış bir hal alarak Cehennemi bir nevi yaşamaya başlamıştık.

İçinde yaşadığımız düzen insanların düşünme melekesini yitirmesine , sadece tüketim odaklı , merhamet duygusundan yoksun, yiyen , içen ve sadece çiftleşen hayvanlar derecesine dönmemizi sağlamıştı.

İşin içine sanal dünyanın karışması olmayan yapmacık düzenlerin ve mutlulukların var gibi gösterilmesi insanı köleleştirerek , sadece hevalarına yenik bir toplum oluşmasına neden oluyor.

Yaşadığımız dünya böyle bir dünyaydı.

Birdenbire hayatımızı altüst eden, beklenmedik bir şey oldu: Çin’de bir virüs çıktı ya da çıkarıldı; oradan hızla bütün dünyaya yayıldı.

Hayat durdu. Sokaklar boşaldı. Milyonluk yüzlerce kent ıssız, ıpıssız, korku filmlerini andıran ürpertici mahlûkata dönüşüverdi bir anda. Onlarca hatta yüzlerce katlık gökdelenler, aslında sadece metadan ibaret olduklarını bir kez daha bize gösteriyordu.

İnsanlar evlerine kaçtı. İnsanlara evlerine kapanmaları, evlerinden çıkmamaları söyleniyordu. Dışarda, sokakta, ölüm kol geziyor, deniyordu. Çıkarsanız virüsü kaparsınız, başkalarına da bulaştırırsınız, ölüm fermanınızı elinizde taşırsınız, diye söyleniyordu.

Peki bu insanlar normal zamanda evlerine kapanmadan önce yaşayabiliyorlar mıydı? Yaşadıkları hayat mıydı, yoksa cehennemin tam ortasında ayartıcı, baştan çıkarıcı, hız, haz verici, insanın dünyada olup bitenleri görmesini, kavramasını, idrak etmesini ve eyleme geçmesini engelleyici büyük bir “oyun” mu?

Dünyanın dört bir tarafında büyük cinayetler işleniyordu: İslâm dünyası, cehenneme çevrilmişti meselâ… İki asırdır, Osmanlı’yı tarihten silen emperyalistler, Osmanlı coğrafyasına üşüşmüş, onlarca sahte devlet ve uyduruk millet icat etmiş, bu devletlerin başlarına kendilerine köle olacak uşaklar yerleştirmiş, istedikleri gibi karıştırıyorlardı. İstedikleri yeri işgal ediyor, kendilerine itaat etmeyen liderleri tarihten siliyor, bölgenin doğal kaynaklarını, zenginliklerini talan ediyorlardı!

Dünyanın başka mazlum coğrafyalarında, Asya’nın, Afrika’nın içlerindeki halklar, açlığa mahkûm ediliyor, kapitalizmin gökdelenleri Tanrıya meydan okurcasına dünyanın nasıl daha fazla cehenneme çevrileceğinin planlarını, hesaplarını yapan ölüm emirleri verilen vahşî yaratıklara postmodern Leviathan’lara dönüyordu…

Dünya işlenen zulümlere sessiz kalıyor, zulüm altında inleyen halklar da çaresiz, kimsesiz, Allah’a yakarıyorlardı.

Dünyayı ölümle tehdit eden virüs, bir anda zulümlerin durmasına yol açtı, öncelikle.

Sonra, insanların bütün dünyada evlerine kapanmaları, kapanmak zorunda kalmaları, tabiî gibi görünen özgürlüklerini yitirmelerine neden oldu bir anda.

Virüs, bildiğimiz dünyanın sonunu getirecek. Dün işlenen cinayetlerin sorgulanmasına, dünyayı cehenneme çevirenlerden işledikleri cinayetlerin hesabının sorulmasına, daha insanca, daha yaşanabilir bir dünyanın kurulmasına kapı aralayacak…

Bu süreçte en büyük rolü İslâm ve Müslümanlar oynayacak.

En büyük saldırıya, zulme uğrayanlar ama en çok direnenler onlar çünkü.

Haksız, zorba, ruhsuz kapitalist sisteme, sömürü düzenine en fazla direnenler, Japonlar, Çinliler, Hintliler gibi teslim bayrağı çekmek yerine direnmeyi, çileyi, hak uğruna, hakikat uğruna, haysiyetlerini korumak uğruna emperyalistlere direnenler Müslümanlar.

Dahası Hıristiyanlar, Yahudiler gibi kurucu kaynaklarını yitirmeyenler, paçavraya çevirmeyenler, kaynaklarını koruma konusunda hassasiyet gösterenler de Müslümanlar.

Hayır gibi görünende şer olabileceği, şer gibi görünende hayır olabileceği İlâhî yasası, Müslümanların her hal ve şartta diri, canlı kalmalarına, yıkılmamalarına, toparlanıp ayağa kalkmalarına, her şeye silbaştan yeniden başlamalarına imkân tanıyan inanılmaz bir güç kaynağı.

Virüs sonrası dünyanın kurulmasında önümüz açılıyor, yeniden Müslümanlaşmak, İslâm’ı nasıl rencide ettiğimizi, İslâm’ın bütün insanlık için nasıl bir nimet olduğunu idrak ederek çok iyi hazırlanmak zorundayız.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.