VAKIA SURESİ - YeniHavadisYeniHavadis

21 Ekim 2020 - 02:27

VAKIA SURESİ

Vakıa Suresi kaç ayettir? Vakıa Suresi ne anlatıyor? Vakıa Suresi Arapça, Türkçe okunuşu ve meali. Vakıa Suresi’nin fazileti nedir? Vakıa Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir? Vakıa Suresi Arapça oku, dinle. Vakıa Suresi hakkında bilinmesi gerekenler haberimizde…

VAKIA SURESİ
Son Güncelleme :

08 Nisan 2020 - 7:57

70 views

Vakıa Suresi Mekke’de nâzil olmuştur. 96 ayettir. İsmini, kıyametin isimlerinden biri olan ve “hâdise, olay” gibi mânalara gelen birinci âyetteki (vâkıa) kelimesinden alır. Mushaftaki sıralamada 56, iniş sırasına göre 46. suredir.

Abdullah b. Mesud (r.a.) şöyle rivayet ediyor: “…Ben Resûlullah’ın (s.a.s.) «Her kim her gece Vâkıa sûresini okursa ona fakirlik dokunmaz» buyurduğunu işitmiştim” der. (İbn Hanbel, Fedâilü’s-Sahâbe, II, 726)

VAKIA SURESİ OKU – ARAPÇA

VAKIA SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahim

Vakıa Suresi / 1İżâ veka’ati-lvâki’a(tu)
Vakıa Suresi / 2Leyse livak’atihâ kâżibe(tun)
Vakıa Suresi / 3Ḣâfidatun râfi’a(tun)
Vakıa Suresi / 4İżâ rucceti-l-ardu raccâ(n)
Vakıa Suresi / 5Ve busseti-lcibâlu bessâ(n)
Vakıa Suresi / 6Fekânet hebâen munbeśśâ(n)
Vakıa Suresi / 7Ve kuntum ezvâcen śelâśe(ten)
Vakıa Suresi / 8Fe-ashâbu-lmeymeneti mâ ashâbu-lmeymene(ti)
Vakıa Suresi / 9Ve ashâbu-lmeş-emeti mâ ashâbu-lmeş-eme(ti)
Vakıa Suresi / 10Ve-ssâbikûne-ssâbikûn(e)
Vakıa Suresi / 11Ulâ-ike-lmukarrabûn(e)
Vakıa Suresi / 12Fî cennâti-nna’îm(i)
Vakıa Suresi / 13Śulletun mine-l-evvelîn(e)
Vakıa Suresi / 14Ve kalîlun mine-l-âḣirîn(e)
Vakıa Suresi / 15‘Alâ sururin mevdûne(tin)
Vakıa Suresi / 16Mutteki-îne ‘aleyhâ mutekâbilîn(e)
Vakıa Suresi / 17Yatûfu ‘aleyhim vildânun muḣalledûn(e)
Vakıa Suresi / 18Bi-ekvâbin ve ebârîka veke/sin min ma’în(in)
Vakıa Suresi / 19Lâ yusadde’ûne ‘anhâ velâ yunzifûn(e)
Vakıa Suresi / 20Ve fâkihetin mimmâ yeteḣayyerûn(e)
Vakıa Suresi / 21Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûn(e)
Vakıa Suresi / 22Ve hûrun ‘în(un)
Vakıa Suresi / 23Ke-emśâli-llu/lui-lmeknûn(i)
Vakıa Suresi / 24Cezâen bimâ kânû ya’melûn(e)
Vakıa Suresi / 25Lâ yesme’ûne fîhâ laġven velâ te/śîmâ(n)
Vakıa Suresi / 26İllâ kîlen selâmen selâmâ(n)
Vakıa Suresi / 27Ve ashâbu-lyemîni mâ ashâbu-lyemîn(i)
Vakıa Suresi / 28Fî sidrin maḣdûd(in)
Vakıa Suresi / 29Ve talhin mendûd(in)
Vakıa Suresi / 30Ve zillin memdûd(in)
Vakıa Suresi / 31Ve mâ-in meskûb(in)
Vakıa Suresi / 32Ve fâkihetin keśîra(tin)
Vakıa Suresi / 33Lâ maktû’atin velâ memnû’a(tin)
Vakıa Suresi / 34Ve furuşin merfû’a(tin)
Vakıa Suresi / 35İnnâ enşe/nâhunne inşâ-â(n)
Vakıa Suresi / 36Fece’alnâhunne ebkârâ(n)
Vakıa Suresi / 37‘Uruben etrâbâ(n)
Vakıa Suresi / 38Li-ashâbi-lyemîn(i)
Vakıa Suresi / 39Śulletun mine-l-evvelîn(e)
Vakıa Suresi / 40Ve śulletun mine-l-âḣirîn(e)
Vakıa Suresi / 41Ve ashâbu-şşimâli mâ ashâbu-şşimâl(i)
Vakıa Suresi / 42Fî semûmin ve hamîm(in)
Vakıa Suresi / 43Ve zillin min yahmûm(in)
Vakıa Suresi / 44Lâ bâridin velâ kerîm(in)
Vakıa Suresi / 45İnnehum kânû kable żâlike mutrafîn(e)
Vakıa Suresi / 46Ve kânû yusirrûne ‘alâ-lhinśi-l’azîm(i)
Vakıa Suresi / 47Ve kânû yekûlûne e-iżâ mitnâ ve kunnâ turâben ve ’izâmen e-innâ lemeb’ûśûn(e)
Vakıa Suresi / 48Eve âbâunâ-l-evvelûn(e)
Vakıa Suresi / 49Kul inne-l-evvelîne vel-âḣirîn(e)
Vakıa Suresi / 50Lemecmû’ûne ilâ mîkâti yevmin ma’lûm(in)
Vakıa Suresi / 51Śumme innekum eyyuhâ-ddâllûne-lmukeżżibûn(e)
Vakıa Suresi / 52Leâkilûne min şecerin min zakkûm(in)
Vakıa Suresi / 53Femâli-ûne minhâ-lbutûn(e)
Vakıa Suresi / 54Feşâribûne ‘aleyhi mine-lhamîm(i)
Vakıa Suresi / 55Feşâribûne şurbe-lhîm(i)
Vakıa Suresi / 56Hâżâ nuzuluhum yevme-ddîn(i)
Vakıa Suresi / 57Nahnu ḣalaknâkum felevlâ tusaddikûn(e)
Vakıa Suresi / 58Eferaeytum mâ tumnûn(e)
Vakıa Suresi / 59E-entum taḣlukûnehu em nahnu-lḣâlikûn(e)
Vakıa Suresi / 60Nahnu kaddernâ beynekumu-lmevte vemâ nahnu bimesbûkîn(e)
Vakıa Suresi / 61‘Alâ en nubeddile emśâlekum ve nunşi-ekum fî mâ lâ ta’lemûn(e)
Vakıa Suresi / 62Ve lekad ‘alimtumu-nneş-ete-l-ûlâ felevlâ teżekkerûn(e)
Vakıa Suresi / 63Eferaeytum mâ tahruśûn(e)
Vakıa Suresi / 64E-entum tezra’ûnehu em nahnu-zzâri’ûn(e)
Vakıa Suresi / 65Lev neşâu lece’alnâhu hutâmen fezaltum tefekkehûn(e)
Vakıa Suresi / 66İnnâ lemuġramûn(e)
Vakıa Suresi / 67Bel nahnu mahrûmûn(e)
Vakıa Suresi / 68Eferaeytumu-lmâe-lleżî teşrabûn(e)
Vakıa Suresi / 69E-entum enzeltumûhu mine-lmuzni em nahnu-lmunzilûn(e)
Vakıa Suresi / 70Lev neşâu ce’alnâhu ucâcen felevlâ teşkurûn(e)
Vakıa Suresi / 71Eferaeytumu-nnâra-lletî tûrûn(e)
Vakıa Suresi / 72E-entum enşe/tum şeceratehâ em nahnu-lmunşi-ûn(e)
Vakıa Suresi / 73Nahnu ce’alnâhâ teżkiraten ve metâ’an lilmukvîn(e)
Vakıa Suresi / 74Fesebbih bismi rabbike-l’azîm(i)
Vakıa Suresi / 75Felâ uksimu bimevâki’i-nnucûm(i)
Vakıa Suresi / 76Ve-innehu lekasemun lev ta’lemûne ‘azîm(un)
Vakıa Suresi / 77İnnehu lekur-ânun kerîm(un)
Vakıa Suresi / 78Fî kitâbin meknûn(in)
Vakıa Suresi / 79Lâ yemessuhu illâ-lmutahherûn(e)
Vakıa Suresi / 80Tenzîlun min rabbi-l’âlemîn(e)
Vakıa Suresi / 81Efebihâżâ-lhadîśi entum mudhinûn(e)
Vakıa Suresi / 82Ve tec’alûne rizkakum ennekum tukeżżibûn(e)
Vakıa Suresi / 83Felevlâ iżâ belaġati-lhulkûm(e)
Vakıa Suresi / 84Ve entum hîne-iżin tenzurûn(e)
Vakıa Suresi / 85Ve nahnu akrabu ileyhi minkum velâkin lâ tubsirûn(e)
Vakıa Suresi / 86Felevlâ in kuntum ġayra medînîn(e)
Vakıa Suresi / 87Terci’ûnehâ in kuntum sâdikîn(e)
Vakıa Suresi / 88Fe-emmâ in kâne mine-lmukarrabîn(e)
Vakıa Suresi / 89Feravhun ve rayhânun ve cennetu na’îm(in)
Vakıa Suresi / 90Ve emmâ in kâne min ashâbi-lyemîn(i)
Vakıa Suresi / 91Feselâmun leke min ashâbi-lyemîn(i)
Vakıa Suresi / 92Ve emmâ in kâne mine-lmukeżżibîne-ddâllîn(e)
Vakıa Suresi / 93Fenuzulun min hamîm(in)
Vakıa Suresi / 94Ve tasliyetu cahîm(in)
Vakıa Suresi / 95İnne hâżâ lehuve hakku-lyakîn(i)
Vakıa Suresi / 96Fesebbih bismi rabbike-l’azîm(i)

VAKIA SURESİ MEALİ

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

1. O kaçınılmaz ve önlenemez kıyâmet koptuğu zaman;

2. Artık onun kopmasını yalanlayabilecek hiçbir kimse kalmayacaktır.

3. O, kimini alçaltır, kimini yüceltir.

4. Yer şiddetli bir sarsılışla sarsıldığı,

5. Dağlar parçalanıp darmadağın edildiği,

6. Uçuşan toz zerreleri hâline geldiği zaman…

7. Sizler de üç zümreye ayrılırsınız:

8. O “ashâb-ı meymene” ki, ne uğurlu ne mutlu insanlardır o “as­hâb-ı meymene!”

9. O “ashâb-ı meş’eme” ki, ne uğursuz ne bedbaht kimselerdir o “as­hâb-ı meş’eme!”

10. Üçüncü zümre “sâbikûn”; dünyada hayırlı işlerde öne geçen­lerdir ki, onlar âhirette mükâfatda da öne geçeceklerdir.

11. İşte bunlar “mukarrabûn”; Allah’a en yakın kullardır.

12. Nimetlerle dopdolu cennetlerde olacaklardır.

13. Onların çoğu öncekilerden,

14. Birazı da sonrakilerden!

15. Mücevherlerle işlenip süslenmiş ve yan yana dizilmiş tahtlar üzerine kurulurlar.

16. Orada birbirlerine muhabbetle bakarak karşılıklı otururlar.

17. Etraflarında hiç yaşlanmayan gençler hizmet için âdeta per­vâne olur;

18. Durmadan çağıldayan pınarlardan doldurulmuş testiler, ibrik­ler ve kadehlerle…

19. Bu şaraptan ötürü ne başları ağrır, ne de sarhoş olurlar.

20. Beğendikleri türlü türlü meyvelerle…

21. Canlarının çektiği kuş etleriyle…

22. Bir de iri gözlü güzel yüzlü hûriler;

23. Sedeflerinde saklı inciler gibi!

24. Dünyada yaptıkları güzel amellere bir mükâfat olarak.

25. Orada ne bir boş, mânasız laf işitirler, ne de günaha sokacak bir söz.

26. Sadece, “Selâm size ey cennetlikler, selâm!” sözünü duyar­lar.

27. O “ashâb-ı yemîn” ki, ne uğurlu ne mutlu insanlardır o “ashâ­b-ı yemin!”

28. Onlar dikensiz, dalbastı kirazlar,

29. Dolgun salkımlı muzlar,

30. Uzayıp yayılmış gölgeler,

31. Çağlayarak akan sular,

32. Bol bol meyveler arasında yaşarlar.

33. Ki o nimetler ne eksilip tükenir, ne de onlardan esirgenir.

34. Kabartılmış yüksek döşekler üzerine eşleriyle birlikte yasla­nırlar.

35. Şüphesiz biz cennet kadınlarını yepyeni bir yaratılışla yarat­tık.

36. Onları dâimî bâkireler kıldık.

37. Eşlerine karşı sevgi dolu, âşık ve hep aynı yaşta.

38. Bütün bunlar, “ashâb-ı yemîn” içindir.

39. Onların birçoğu öncekilerdendir;

40. Birçoğu da sonrakilerden!

41. O “ashâb-ı şimal” ki, ne uğursuz ne bedbaht kimselerdir o “ashâb-ı şimâl!”

42. Onlar, iliklere işleyen zehirli, kavurucu bir ateş ve son derece kaynar sular içindedirler.

43. Kapkara bir dumanın gölgesindedirler.

44. Bir gölge ki, ne serinlik verir, ne bir hayrı dokunur.

45. Çünkü onlar, dünyadayken hiçbir ahlâkî kaygı taşımadan nimet ve sefahat içinde şımarıyorlardı.

46. En büyük günahı işlemekte ısrar edip duruyorlardı.

47. Ve şöyle diyorlardı: “Sahi biz, ölüp de toprak olduktan ve kemik yığınına dönüştükten sonra mı, yani biz o halde iken mi yeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz? Bu, olacak şey değil!”

48. “Gelip geçmiş atalarımız da mı?”

49. De ki: “Hem şu ana kadar yaşayıp gitmiş olanlar, hem de siz ve sizden sonra gelecekler;”

50. “Hepiniz bilinen bir günün buluşma vaktinde mutlaka bir araya toplanacaksınız!”

51. Sonra siz ey doğru yoldan sapanlar ve gerçeği yalanla­yan­lar!

52. O zakkûm ağacının meyvesinden mutlaka yiyeceksiniz.

53. Yiyecek ve karınlarınızı onunla tıka basa dolduracaksınız.

54. Üzerine de o kaynar sudan içeceksiniz.

55. Hem de susuzluk hastalığına yakalanmış develerin suya sal­dırışı gibi saldırarak içeceksiniz.

56. Onlara hesap gününde verilecek ziyâfet işte budur!

57. Sizi yoktan yaratan biziz. Böyle iken, hâlâ yeniden diriliş ger­çeğini tasdik etmeyecek misiniz?

58. Rahimlere akıttığınız meniyi hiç düşünmez misiniz?

59. Onu mükemmel bir insan olarak siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

60. Aranızda ölümü şaşmaz bir plan çerçevesinde takdir eden biziz. Engel olabilecek hiçbir güç yoktur sizi öldürmemize.

61. Öldürüp de, yerinize benzeriniz başka nesiller getirmemize ve bilmediğiniz bir âlemde ve şekilde sizi yeni bir yaratılışla ortaya çıkarmamıza.

62. Aslında siz ilk yaratılışın Allah’ın kudretiyle gerçekleştiğini pekâla biliyorsunuz. O halde bunun üzerinde düşünüp ikinci yaratalışın da mümkün ve kaçınılmaz olduğunu kabullenmeniz gerekmez mi?

63. Toprağa ektiğiniz tohumu hiç düşünmez misiniz?

64. Acaba o ekinleri yeşertip büyüten siz misiniz; yoksa onu yetiştiren biz miyiz?

65. Dileseydik hepsini daha olgunlaşmadan kurumuş çerçöp hâline getirirdik de şaşırıp kalırdınız:

66. “Eyvâh, emeklerimiz boşa gitti, çok zarara uğradık.”

67. “Bundan da öte, biz her türlü rızıktan büsbütün mahrum kaldık!” diye feryat ederdiniz.

68. İçtiğiniz suyu hiç düşünmez misiniz?

69. Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz; yoksa onu indiren biz miyiz?

70. Dileseydik onu içilmesi mümkün olmayan tuzlu, acı bir su yapardık. Öyleyse şükretmeniz gerekmez mi?

71. Yakmakta olduğunuz ateşi hiç düşünmez misiniz?

72. Onun ağacını siz mi yaratıp yetiştiriyorsunuz; yoksa onu ya­ratan biz miyiz?

73. Biz onu hem cehennem ateşi için bir hatırlatma hem de çölde yaşayanlar, yolda bulunanlar, ayrıca ona ihtiyacı olanlar için vazgeçilmez bir nimet kıldık.

74. Öyleyse Yüce Rabbinin ismini tesbih et; O’nun her türlü kusurdan ve ortakları olmaktan çok yüce ve uzak olduğunu söyle!

75. Yıldızların düştüğü yerlere ve peyderpey inen Kur’an’ın her bir bölümüne yemin ederim.

76. Eğer bilirseniz bu gerçekten pek büyük bir yemindir,

77. Şüphesiz o, çok değerli, pek şerefli bir Kur’an’dır.

78. Onun aslı çok iyi korunmuş bir kitaptadır.

79. Tertemiz olanlardan başkası ona dokunamaz.

80. O, Âlemlerin Rabbi tarafından parça parça indirilmektedir.

81. Şimdi siz bu ilâhî kelâmı mı küçümsüyorsunuz?

82. Allah’ın size verdiği bu büyük nimete teşekkür edecek yerde onu yalanlıyorsunuz.

83. Hele can boğaza gelip dayandığında,

84. O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler, elinizden bir şey gelmez, sadece çâresizlik içinde seyredersiniz.

85. Biz ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremezsiniz.

86. Eğer siz yeniden diriltilip hesâba çekilmeyecek, ceza görmeye­cekseniz;

87. Lutfen çıkmakta olan o canı geri çevirin; eğer iddianızda tu­tarlı ve doğru iseniz!

88. Eğer ölen kişi “mukarrebûn”dan; Allah’a yaklaştırılmış has kullardan ise,

89. Onu bekleyen sonsuz bir rahatlık ve mutluluk, güzel ve hoş kokulu rızıklar ve nimetlerle dolu cennetlerdir.

90. Eğer o, “ashâb-ı yemin”den; uğurlu ve mutlu kimselerden ise,

91. Melekler ona: “Selâm sana, ey ashâb-ı yeminden olan kişi!” derler.

92. Eğer o, Kur’an’ı ve Peygamber’i yalanlayanlardan, doğru yol­dan kaymış sapıklardan ise,

93. Onu da bekleyen kaynar sudan bir ziyâfettir.

94. Peşinden de kızgın alevli cehenneme atılacaktır.

95. İşte bu, hakkında en küçük şüphe bulunmayan en kesin ger­çeğin tâ kendisidir.

96. Öyleyse, Yüce Rabbinin ismini tesbih et; O’nun her türlü kusurdan ve ortakları olmaktan çok yüce ve uzak olduğunu söyle!

VAKIA SURESİ KONUSU – NÜZUL SEBEBİ VE FAZİLETİ

Vâkıa Sûresi Konusu Nedir?

Kıyâmetin kopuşuyla beraber insanların, sâbikûn, ashâb-ı meymene ve ashâb-ı meş’eme olmak üzere üç gruba ayrılacağı ve bunların âhirette karşılaşacakları iyi ya da kötü neticeler dikkat çekici bir üslup ve tablolarla haber verilir. Allah Teâlâ’nın bunları yapabilecek kudrete sahip olduğunun açık delilleri bildirilir. Kur’an’ın belli vasıfları ve büyük bir nimet olduğu hatırlatıldıktan sonra, kaçınılmaz ölüm gerçeği akılları susturacak ve hisleri donduracak dehşetli yönleriyle dikkatlere sunulur. Başta bahsedilen üç grubun âkıbeti tekrar hülâsa edilerek sûre nihâyete erer.

Vâkıa Sûresi Nuzül Sebebi Nedir?

Mushaftaki sıralamada elli altıncı, iniş sırasına göre kırk altıncı sûredir. Tâhâ sûresinden sonra, Şuarâ sûresinden önce Mekke’de nâzil olmuştur. Sadece 81-82. âyetlerinin Medine’de indiği rivayet edilmiştir; fakat bunların önceki ve sonraki âyetlerle konu ve üslûp açısından bir bütün oluşturması bu rivayetin gerçekliğinde tereddüt uyandırmaktadır (Derveze, III, 100). İbn Atıyye de bu sûredeki bazı âyetlerin Medine’de veya bir sefer sırasında indiğine dair rivayetlerin sağlam olmadığını belirtir (V, 238).

Vâkıa Sûresi Fazileti Nedir?

Abdullah b. Mesud (r.a.)’ı ölüm hastalığında ziyaret eden Hz. Osman:

“- Sana beytülmalden bir bağışta bulunulmasını emredeyim mi?” diye sorar. İbn Mesud buna ihtiyacı olmadığını söyler. Osman (r.a.):

“- Senden sonra hiç olmazsa kızlarına kalır” deyince İbn Mesud (r.a.):

“- Sen kızlarımı merak etme. Ben onlara her gece Vâkıa sûresini okumalarını öğrettim. Zira ben Resûlullah (s.a.s.)’in «Her kim her gece Vâkıa sûresini okursa ona fakirlik dokunmaz» buyurduğunu işitmiştim” der. (İbn Hanbel, Fedâilü’s-Sahâbe, II, 726)

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.