Boğaziçi ve Hollanda’dan araştırmacılardan Küresel Vatandaşlık Eğitimi



Küresel sorunların günlük hayatlarımızı şekillendirdiği bugünlerde, bilimsel-okur yazarlık kazandırmayı amaçlayan fen eğitiminin önemi artıyor. Bu kapsamda Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sevil Akaygün’ün Hollanda’dan araştırmacılarla birlikte yürüttüğü projede, Türkiye ve Hollanda’dan fen bilimleri öğretmenlerine ve öğretmen adaylarına nanoteknoloji, küresel ısınma ve plastik kullanımı gibi sosyo-bilimsel konularda eğitimler verilecek. Eğitimlerde ortak sorunları çözmek için küresel vatandaş olmanın önemini kavrayacak öğretmenler, bu eğitimleri daha sonra kendi öğrencilerine de uygulayabilecek.

 

Hollanda Bilim Diplomasi Fonu (Science Diplomacy Fund) tarafından desteklenen projede Hollanda’dan Eindhoven Teknoloji Üniversitesi ve Radboud Üniversitesi ile Türkiye’den Boğaziçi Üniversitesi yer alıyor. Koordinatörlüğünü Eindhoven Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Dürdane Bayram-Jacobs’ın yaptığı projede, Boğaziçi Üniversitesi tarafında ise Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sevil Akaygün’ün yürütücülük yapıyor.

 

Türkiye ve Hollanda’dan öğretmenlere eğitim verilecek

Proje kapsamında İstanbul’dan yaklaşık olarak 24 farklı okuldan 24 öğretmene eğitim verileceğini paylaşan Akaygün, eğitim içeriğinin araştırmacıların daha önce yürüttükleri ENGAGE ve Irresistible projelerindeki etkinliklerden oluştuğunu ekledi: “Boğaziçi ekibi olarak 2013-2016 yılları arasında yürüttüğümüz Irresistible projesinde ‘Nano ve Sağlık’ isimli bir modül geliştirmiş, iklim değişikliği ve plastik atıklar konularındaki modülleri de uyarlamıştık. Hollanda’dan Dr. Dürdane Bayram-Jacobs’ın dahil olduğu ENGAGE projesinde de farklı sosyo-bilimsel konular ve sürdürülebilirlik konusunda öğretim materyalleri geliştirildi. Bu defa geliştirilen bu etkinlikleri ve materyalleri küresel vatandaşlık bağlamında ve daha kapsamlı şekilde uygulayabileceğiz.”

 

Boğaziçi Üniversitesi’nden araştırmacıların geliştirdiği “Nano ve Sağlık” modülü, giderek hayatımıza daha çok giren nanoteknolojinin araştırma ve sorgulamaya dayalı fen eğitimi yöntemiyle ele alınmasını içeriyor. 12 haftayı kapsayan eğitimi alan öğretmenler burada öğrendiklerini kulüp aktivitelerinde öğrencilerine de uygulayacak. Normalde yüz yüze yapılması planlanan etkinliklerin pandemi önlemleri nedeniyle çevrimiçi sürdürüleceğini belirten Doç. Dr. Akaygün, “Proje kapsamında Hollanda ve Türkiye’deki araştırmacıların karşılıklı gidip gelmesini ve kendi eğitim modüllerini diğer ülkedeki öğretmenlerle uygulamasını planlamıştık ancak pandemi nedeniyle sınırlar kapalı kalmaya devam ederse bu ziyaretler yerine çevrimiçi yöntemler kullanılacak,” ifadelerini ekledi.

 

Ortak sorunlara çözüm bulmak için küresel vatandaşlık

Projenin odak noktası olan sosyo-bilimsel konular fen bilimleri konularıyla ilişkili ve toplum üzerinde etkisi olan, tartışmalı ve çok yönlü düşünülmesi gereken nükleer enerji kullanımı, nanoteknoloji, biyoteknoloji, GDO, plastik atık kullanımı ya da klonlama gibi konuları içeriyor. Doç. Dr. Sevil Akaygün, bu konularla ilgili bir sorun ortaya çıktığında tüm dünyanın etkilendiğini vurgulayarak, “Artık dünya küçük bir köy. Bir problem ortaya çıktığında tüm dünya etkileniyor, pandemi ve küresel ısınma bu duruma en güncel örnekler. İnsanların aynı gezegeni paylaştığı, ortak küresel sorunlara sahip olduğu konusunda bir farkındalık geliştirebilir ve ortak arayışlara yönelebilirsek çözümlere daha kolay ulaşabiliriz,” ifadelerini kullandı.

 

“Pandemi bilimsel okur-yazarlığın önemini bir kez daha ortaya koydu”

Bu noktada fen eğitiminin kişilere bireysel okur-yazarlık kazandırma amacının öne çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Akaygün, bilimsel bilgiye sahip olan bireylerin bu bilgiyi kendi hayatlarına entegre edebileceklerini söylüyor: “Pandemi bilimsel okur-yazarlığın önemini bir kez daha ortaya koydu. Örneğin, çeşitli yerlerde maskenin nasıl takılması gerektiğiyle ilgili görseller görüyoruz. Bunu uygulayabilmek için kişilerin virüs nasıl bir organizma, nasıl yayılıyor gibi temel bilgilere sahip olması gerekir ki virüsün her türlü solunum yolundan vücuda girebileceğini ve maskeyi buna göre takması gerektiğini kavrayabilsin. Fen eğitiminde doğrudan maske takmakla ilgili bir kazanım yok ama virüslerin nasıl yayıldığı öğretiliyor, dolayısıyla kişiler bu bilimsel bilgiyi maske üzerinden hayatına entegre edebilir. Eğer toplumdaki bireylerin bilimsel okur-yazarlığı düşük ise maske kullanımını hayatına entegre etmesi de zorlaşıyor.”

Beyaz Haber Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir